444 34 08
ARTVİN SES SEYAHAT
Anasayfa
Hakkımızda
Seferlerimiz
Şubelerimiz
Filomuz
İletişim
Artvin
  • Artvin Ses Seyahat
  • Artvin Ses
  • Artvin otobüs Bileti
  • Artvin otobüs Firması
  • Artvin otobüs şirketi
  • Artvin Ses

İçimdeki Türkü Artvin

Karadeniz'de, dünyanın en güzel bedduasını Kazım Koyuncu'nun buğulu sesinden dinleyerek yolculuk yapmıştım: "Kimse almasun seni/Kimse almasun seni/Yine bana kalasun." Giderek denizden uzaklaşmıştık. Dağların kırıla kırıla yükseldiği, daha daha yükseldiği, kimi yerde birbirine yaslanıp kimi yerde uzaklaştığı, bulutlara sarınıp gökyüzüne karıştığı bir coğrafyada bulmuştum kendimi. Dedelerimin bir masal ülkesinden söz eder gibi anlattıkları Artvin'e ilk gelişimdi.

Şehrin gamlı bir yalnızlığa büründüğü akşamüstünde, hava yavaş yavaş karardı. Bulunduğum yerden daha aşağıda kalan şehir merkezi ışıl ışıl görünüyordu. Bildiğim bütün dağ, tepe, yükselti gibi kavramları yeni baştan tanımlamam gerekiyordu galiba.

Uzakta, yüksekte tek tük ışıklar seçiliyordu. "Şu ışıkların olduğu yer neresi?" dedim, "Artvin" dediler. Karşı dağı gösterdim, "Orası neresi?" diye sordum, yine "Artvin" dediler. Döndüm, arkamdaki dağlara baktım, "Ya orası neresi?" diyecek oldum, gülerek: "Orası da Artvin" dediler. Dağlar, Artvin'in etrafında horona durmuş sandım o an. Coşkusuna hüzün de karışmış bir tulum sesi yayıldı havaya inceden. Konuşmak anlamsızdı artık, soru sormak da. Türküler vardı nasılsa.

Şehirlerin de yüzü vardır; insan yüzlerine benzer. Oralara ait anılarımızla şekillenen kimliği ve görüntüleri vardır. Benim şehirlerimden Balıkesir, kumraldır örneğin. Kırmızı yanaklı, beyaz tenli, çakır gözlü bir genç kızdır. Şivesi Rumeli'ne çalar. Sesi, türkülere pek yakışır. Biraz Kafkasya'dır, çokça zeytin kokulu Ege'dir. Bursa ise zümrüt gözlü, mağrur bir kadını andırır. Giysileri has ipektendir. Ömrü boyunca nice göçmenin koruyanı, kayıranı olmuş, nice göçmenin yarasını sarmıştır. Hüzünlü mazisine inat, neşeli türküler söyler. Ankara, coşkuları törpülenmiş bir adama benzer. Taşkınlık yapmak içinden gelmez; "mevzuat"a takılır, hayalleri bile. Her şeye rağmen yarınından ümitlidir, sabırla bekler. Sesi taraz tarazdır, türkülerindeki efkâra canlar dayanmaz. Şaşırtıcı güzellikte gizli bahçeleri vardır; onu da yabancılar bilemez.

Artvin yağız bir delikanlıdır. Heybeti göz kamaştırır. Öyle olsun diye değil, başka türlüsü mümkün olmadığı için heybetlidir. Heyecanlıdır, coşkuludur. Gülüşü içtendir. Bu dağda kahkaha atsa karşıki dağlar şenlenir. Şaka kaldırır. Çekingendir ama efendiliğini de görmezden gelemezsin. Omzuna dokunan sıcak bir eldir. Dağlarına yaslanır, sonsuza dek öylece kalmak istersin.

Artvin özlenendir. Bu şehrin insana başka türlü dokunuşu vardır; o özlenir. Artvin'i özlemek, herhangi bir şehri özlemeye benzemez. Sisler içinde kaybolmayı, yağmurunda ıslanmayı, bulutlara değmeyi özlemektir Artvin'i özlemek. Varsın bu şehirde "Mecburiyet Caddesi"nden başka cadde olmasın! Bu şehir, tarihinin derinliklerinde kalmış acılı göç hikâyelerine ağlarken hem kavuşmanın güzelliğini hem de ayrılığın acısını duyumsatıyorsa insana; varsın bir tek caddesi olsun. Ne çıkar? Artvin, benim kalbimin en doğusundaki Karadeniz'imdir. Denizi en koyu mavi, ormanı en kara yeşil, suları en billur şehrimdir. Bulutlarla yarenlik ettiğim, yağmuruna boyandığım, sisinde kaybolduğum yerdir.

Çay ve deniz kokan Arhavi'den de söz etmeli şimdi. Hopa'nın dağ ile deniz arasına yayılmış güzelliğini de yazmalı. Şavşat'taki kapkara ormanların olağanüstü görüntüsünü de çizmeli. İçinden Çoruh geçen Borçka'nın sıcakkanlı insanlarını anlatmadan olur mu peki? Söylentiye göre adını mor çiçekli orman gülü morkumar'dan alan Murgul'un, kendini yenilemeye çalışan doğasını da anlatmalı. Dağlar arasındaki çukura kurulmuş olan Ardanuç'un bir akşamüstü içime çöken hüznünden de dem vurmalı. Yusufeli'nin baraj suları altında kalacağını da kayda geçirmeli.

Artvin, insanın içine usul usul yerleşen bir şehirmiş meğer. Ondan sonra nereye gitsen Artvin ardından geliyor, nereden dönsen seni karşılıyor sanki. Beyninin kıvrımlarına yerleşiyor, gözlerine doluyor, kalbine giriyor, daha da çıkmıyor. Diline takılan türkü oluyor; söylemeden edemiyorsun: "Kimse almasun seni/Kimse almasun seni/Yine bana kalasun."

Artvin, içimdeki türkü, kalbimin en doğusundaki Karadeniz... Muhteşem ve mütevazı şehrim; hem çok derinimde bir yerden geçiyor hem de hasret sancısı çektiriyor bana. Oraya giderken yollarda dinlediğim türküyü mırıldanmak, şimdi beni ne kadar teselli edecek acaba? Hani şu, içinde dünyanın en güzel bedduası bulunan türküden söz ediyorum. Mecazı hiçbir dile tam olarak çevrilemeyecek olan yürek yakan o dileğe katılıyorum Kazım Koyuncu ile beraber:

"Yuzunden silinmesun/Yuzunden silinmesun/biçağumun yarasi"

Kevser Ruhi, 
Radikal, 
18 Temmuz 2008

www.kevserruhi.com